GAZ, otomobili bir ulaşım nesnesi olmaktan çıkarıp devletin yürüyen mantığına dönüştüren nadir markalardan biridir; çünkü bu fabrikadan çıkan araçlar hızla övünmez, tasarımla bağırmaz, konforla ikna etmeye çalışmaz, aksine varlığıyla “buradayım” der ve bu varlık, sacın kalınlığında, şasinin ağırlığında ve motorun sabrında okunur. Sovyet dünyasında otomobil, bireysel hazların değil kamusal düzenin bir parçasıydı ve GAZ tam olarak bu anlayışın metal karşılığı olarak doğdu; Volga serileri bürokratların, mühendislerin ve uzun yolun arabası olurken, Chaika limuzinleri temsil gücünü hızdan değil heybetten alan birer tören nesnesine dönüştü. Bu araçlarda direksiyon çevirmek, bir yerden bir yere gitmekten çok, bir görevi yerine getirmek gibidir. GAZ motorları düşük devirli, sakin ve affetmeyen koşullara hazırlıklı olacak şekilde tasarlandı; kötü yakıt, sert kışlar, uzun bekleyişler ve ani yükler hesaplandı, çünkü bu arabaların durması bir ihtimal değil, bir sorun olarak görülürdü. Bu nedenle m...
Yorumlar
Yorum Gönder