Yollar Henüz Yoktu Ama Gelecek Vardı
Zamanın henüz benzin kokusuna alışmadığı, yolların taş ve toprakla konuştuğu bir çağda doğan Benz Patent-Motorwagen (1885), yalnızca üç tekerlekli bir araç değil, insanın hareket fikrini kendi gücünden ayırarak makineye emanet ettiği ilk büyük kırılma noktasıdır. Karl Benz’in Mannheim’daki küçük atölyesinde şekillenen bu araç, at arabasının gölgesinden çıkıp kendi iradesiyle ilerleyen ilk mekanik varlık olarak, insanlığın yüzyıllardır kurduğu “kendiliğinden giden taşıt” hayalini sessiz ama kararlı bir biçimde gerçeğe dönüştürmüş, dönemin çoğu insanı için tuhaf, hatta ürkütücü sayılan bu fikir, geleceğin şehirlerini, yollarını ve yaşam biçimini henüz kimse fark etmeden yeniden çizmeye başlamıştır. Patent-Motorwagen’in arkasına yerleştirilen tek silindirli, dört zamanlı içten yanmalı motoru, yaklaşık 0,75 beygir gücü üretmesine rağmen, taşıdığı anlam bakımından devasa bir ağırlığa sahiptir; çünkü bu küçük motor, kas gücüne, hayvana ya da rüzgara ihtiyaç duymadan ilerleyebilen bir makinen...